1 Kasım 2010 Pazartesi

üç mevsim -36 mağaracının kampı



KIŞ

28 ekim perşembe saat 17 civarı, dışarıda yağmur bardaktan boşalırcasına,tıpkı karıncalar gibi, insanlar birer, ikişer yükleri sırtında yerbilimleri binasında toplanmakta. pekte kalabalıkmışız 36 mağara sevdalısı. Hiçbirinin gözünde tereddüt yok, varsın yağmur yağsın ne olacak sanki, der gibi bakmaktalar. herkesin üzerinde bir heyecan, aramızda bazı arkadaşlar ilk mağarasına girecek, bazıları da eski dostları olan mağara ile selamlaşmanın sabırsızlığında. sarpunalınca mağarasına gitmenin vakti gelmişti. arabaları bindik ve 8 saat sürecek olan yolculuğumuz başlamıştı. Arkamızda kalanlarda oldu, gelmek istediler ama olmadı. onlarda farkındalar ne büyük eğlencenin kaçtığının ama elden gelen bir şey yok.tek avunacakları şey, yağmurun çok yağması ve kastamonuya bu havada gidilir mi idi. tatlı bir tebessümle bize iyi yolculuklar dilediler. içlerinden, varsın olsun dediler bir daha ki kampta birlikte olacaktık.

yollar git git bitmedi, yağmur kah hızlandı kah yavaşladı ama hiç durmak bilmedi. gırgır şamata gırla gitti. Ankara, Çankırı, Kastamonu, derken Devrekani'ye geldik. saat gece yarısını çoktan geçmiş, insanları tatlı bir uyku bastırmıştı. Tam kamp Alanına yarım saat yolumuz kaldı derken, yolu hatırlayamadık ve yanlış yola girmemiz sebebiyle 2 saat gecikme ile kamp alanına vardık. hemen toplanıp ne yapalım ne edelim dedik; kamp bu gece kurulmayacak sabahın ilk ışıkları ile kurulacaktı, geceyi de sıcak otobüslerde geçirecektik. zaten ne kalmıştı ki sabah olmasına 3 saat vardı. otobüsün ışıkları söndü bir kaç hareketlilikten sonra herkes yerinde uyumaya çalıştı.

29 ekim sabah, gece şiddetini azaltan yağmur hala yağmaya devam ediyor, güneşi görmeyi bekliyoruz ama gri bulutların arasından kendini gösteremiyor. güneşi görmesek de yapılacak işler var en birincisi de kampı atma ve ardından mağaraya girme. ilk mağaraya girecek grup belirlendi. ekip üyeleri cem,cansın,meltem(anümab),rüveyda,emre ve nacizane benden oluşuyordu. grubu organize edip kahvaltımızı yaptıktan sonra saat 10.30 civarı omuzlarımıza çiseleyen yağmurun eşliğinde mağaranın yolunu tuttuk. onca yol gelmiş ve pek rahat uyuyamamış olmamıza rağmen neşeliydik, enerjimiz yüksekti.
mağaranın korunaklı ortamına girince hepimiz ohh ne de sıcak nidaları yükseldi. koca salOnları geçiyor, daralıp kıvrılan yollardan mağaranın derinlerine doğru gidiyorduk.
kimi zaman bir kayanın üzerinde, kimi zaman bir derenin içinde ama birbirimize destek olarak ilerledik. mağaranın odaları, odalara, salonları birbirine bağlana bağlana mağaranın üç ayrı çıkışından çıktık. hepimiz keyifliydik eee nede olsa koca mağaranın her köşesine bakmış, her yerini adımlamıştık ve tüm sırlarını çözmeye çalışmıştık.



mağaradan çıktığımızda hala yağmur yağmaya devam ediyordu fakat sanki bizlere acımış hızını iyice azaltmış, çok soğuk olmasa da serin bir hava vardı. keyifle, kaynamış çorbalarımızı yudumladık. saatler saatleri kovaladı, ekipler mağarayı hiç boş bırakmadı ve tüm mağara severler, bir bir mağaraya girdi. her ekip çıktığında; biz şöyle yaptık, şunu gördük, nidaları ateş başında heyecanla yükseldi.

şanslımı desek şansız mı pek bilemediğim 3 ekip mağaraya gece yarısında girdi ve ertesi gün saat 6 da mağaradan çıktılar. şanslıydılar gecenin soğuk havasını, mağaranın korunaklı ortamında atlattılar. şansızdılar sabah erken bir saatte çıktıkları için ateşi hazır bulamadılar. bunların hiç birisi dert edilmedi, ortak keyif mağaraya girmek ve eğlenmekti.

İLKBAHAR

30 ekim,hava pek güzel yağmur tamamen bitmiş, gri bulutlar dağılmış. güneşte yavaş yavaş karşımızdaki tepenin üzerinden, içimizi ısıtmaya başlamıştı.son iki ekip kalmıştı mağaraya girmeyen. onlarda grup grup mağaranın yolunu tuttular sanki mağara hepimizi çekiyordu. mağaracıdaki mağara sevdası kara büyü olsa gerek, hiç bir zorluk mağaracıyı yıldırmıyordu. akşam büyük eğlence için, gün içinde odunlar toplandı, kazanlar kaynadı. derken akşam son ekipte mağaradan çıktıktı. toplam 36 kişi, 5 grup, kampta bulunan herkes mağaraya girmişti. hatta biraz daha vaktimiz olsa mağara sevdalıları bir kez daha mağaranın yolunu tutacaktı. hep beraber ateş başında ellerimle yaptığım, makarna, soslu sosis, mantar yemeğini keyifle midemize indirdik.



sıra geldi son gece geleneğine insanlar ellerinde ne türlü alkolleri varsa, şarap, bira, votka, viski birer birer orataya çıkarıyor ve tüketime hazırlanıyordu. ateşimiz yetmez olmuştu 36 kişiye, çember büyüyor, ateş büyüyordu. saatler ilerliyor, toplanan odunlar tükeniyordu. sıra üslerinde oturduğumuz kütükleri yakma vakti idi. gecenin dondurucu soğuk bizi etkilemez olmuş ama ateş başında neşe katlanarak artıyordu. saatler ilerledikçe uykusu gelenler yavaş yavaş yatıyor, çember giderek küçülüyor ama ateş tüm gücü ile hepimizi ısıtıyordu.benimde uykum gelmişti saat dört civarında yattım. sabah öğrendim ki saat 6 ya kadar eğlenilmişdi.

YAZ

31 sabah saat 10 hava açık masmavi gök, sıcacık güneş. tam anlamıyla yazdan kalma bir gün. şaşırmıştım 3 günde hava bu kadar değişken olabilirmiydi. geldiğimiz üzerimizde bulunan montlar çıkmış yerini tişörtlerimiz almıştı. sabah gelen taze ekmek, bal ile kavaltımızı taçlandırmıştık. sanırım uzun zamandır ilk defa kamp dönüşü kahvaltı keyfi yaptık. çadırlarımız toplanmış, güneşin tadı çıkarılmış ve dönüş yoluna geçmeye hepimiz hazırdık. eşyalarımızı arabalara yerleştirdik, herkes yerleştikten sonra arabalar hareket etti. 3 günde bize 3 mevsimi tattırmış olan o müthiş dogaya ve sarpunalınca mağarasına veda ettik.



bir daha ki seneye aynı zamanda buluşmak üzere vedalaştık eski dostla ve şehrin yolunu tuttuk, kiminin aklına verilen ödevler, kiminin aklına yarın işinin olduğu yavaş yavaş geldi, sanki bir rüyadan uyanıyor gibiydik.



Akşam saat 10 gibi ankaraya geldik. yolculuğa başladığımız yere okula geri döndük malzemelerimizi odaya bıraktık ve kamp tam anlamıyla, sorunsuz bir şekilde amacına ulaşmıştı. hepimizde özellikle de faaliyet sorumlusu arkadaşlarımızın üzerinden büyük bir yük kalmış rahatlamışlardı. Eve gitmek için, arabaya bindiğimde yorulmuş olduğumu anladım. ne de olsa 3 gün de 3 mevsim var mı böyle güzellik.


MAĞARACILARIN MUTLU SONU :)

4 yorum:

Sen küçüksün ölemezsin dedi ki...

Gece yarısı 3 ekip mi girdi ? orda bir hata var sanirim ...

ferdi uğurlu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ferdi uğurlu dedi ki...

mami says: galiba ordaki 3 yanlışlıkla yazılmış, gece yarısı tek ekip girdi. yazıda muhteşem olmuş...

nezorıs dedi ki...

nokta (.) koymayı unutmuşum hajılar :D. hatamız affola

 

İletişim

Bu blogda yazar olarak yer almak ve katkıda bulunmak istiyorsanız, blog yöneticileri ile iletişime geçmeniz yeterli olacaktır.



Blog Yöneticileri

HAKKINDA

Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu (HÜMAK) 1988 yılında kurulmuştur. Kurulduğu günden itibaren Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde araştırma ve eğitim faaliyetlerine devam etmektedir.

AMAÇ

Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu 'nun (HÜMAK) çok yazarlı resmi ve gayrıresmi paylaşım ortamıdır.

Kafasından bareti eksik etmeyen tüm mağaracıları aramızda görmekten keyif, zevk, haz ve gurur duyarız, hoşnut kalırız..