8 Haziran 2010 Salı

Güvercinlik Mağarası, Haziran 2010








Konya, Güneysınır'da bulunan Güvercinlik Mağarasına yaptığımız faaliyet 4 Haziran gecesi Beytepe'den başladı. Şeyda'nın okuldan aldığı (kopardığı desek yeridir) yemekler ve 20 kişilik araç bizi hem motive etti hem de ceplerimizdeki yükü azalttı. Şeyda'ya ne kadar teşekkür etsek azdır.

GÜneysınır'a varınca Güneybağ Kötü Muhtarı'nın rehberliğinde mağarayı bulduk. Mağara yolu Güneysınır'dan Emirhan'a giden yolda güney'e giden bir toprak yol. Kamp yeri olarak mağaranın kuzeyinde açıklık bir bölgeyi seçtik. Arabamız kamp yerine kadar ilerleyemediği için eşyaları taşıyıp kampı attık. Kamp yerinde su yok, fakat güneybağ-emirhan yolunda güzel bir hayrat var.

Güvercinlik Mağarası oldukça güzel bir dikey mağara deneyimi yaşatan yorucu bir mağara. Oldukça fazla sinek var. Yarasalar da var. Mağaranın girişinde ve sonraki ekipten öğrendiğim kadarıyla dibinde MAD'ın duvara kazıdığı yazılar beni gerçekten çok üzdü. Umarım halen bu kötü alışkanlığı devam ettirmiyorlardır.

Faaliyet genelinde Emrah'ın hat kurmada ve ekipleri mağaraya sokmada gösterdiği çaba ve özveri takdiri hakediyor (keşke bunu faaliyet toplantısında vurgulasaydım). Cem'i ve Ferdi'yi de bu noktada unutmamak lazım. İkisi de oldukça büyük iş çıkardılar, ağır yüklerin altına girdiler.

Bu faaliyetin diğer bir özelliği de mağaraya giriş ve mağara içi inişlerde görüntülü çekim yapabilmiş olmamız. Çektiğimiz görüntüleri düzenleyip güzel bir klip hazırlamamız mümkün (tabiki Dark Is The Sunlight eşliğinde). Görüntülü çekim için sonraki faaliyetlerde kullanmak üzere bir ışık kaynağı araştırmam gerekiyor.

Ben faaliyetin genel olarak oldukça verimli ve sorunsuz geçtiğini düşünüyorum. Tekrar gidilmesi gereken bir mağara. Emeği geçen, katılan herkese teşekkürler.

4 Haziran 2010 Cuma

dönemi kapatıyoruuz.... sanmayın daha yaz var:)

Tarih:4 Haizran Saat:19:40
Tam gaz diye başlamışız ve hala öyle devam etmeklteyiz nisandan beri hafta solarımız boş geçmemkte.. sevindirici olaylar bunlar:) şimdi de yolculuk konya-güneysınır-güvercinlik mağarasına. mağara dikey bir mağara olup derinliği -130 m. derlerki türkiyenin en büyük salonuna sahipmiş.
Saolsun okul yardımlarını hiç esirgemiyor.. aracımız hazır. 20 kişilik araca 11 kişi yayılarak keyifli keyifli gitmeyi planlıyoruz. hem 2. dönemin son hem de yazın başlangıç faaliyeti olsun bu faaliyet.
4 saat sonraki yolculuğumuzu bekliyoruz. Şimdiden herkese iyi eğlenciler...=)

14 Nisan 2010 Çarşamba

17-18 Nisan Temirözü Faaliyeti

17-18 nisan tarihlerinde haymana yakınlarında bulunan temirözü mağarasına faaliyet düzenlenecektir.. faaliyetin amacı daha sonra haritası çizilecek mağaranın tüm kollarıyla birlikte taslağını oluşturmaktır..

faaliyet dönüşüyle birlikte enfes yazılar, enteresan yorumlar ve şahane fotoğraflar için beklemeye başlayabilirsiniz..

katılımcı olmak isteyenler, buyursun gelsin, bekleriz..

gidilecek mağara hakkında bilgi edinmek için aşağıdaki kaynağa başvurabilirsiniz.. kendisi geçen sene yapılan faaliyete ait rapordur ve topluluğun web sayfasında yer almaktadır..

http://www.humak.hacettepe.edu.tr/Documents/2009_temirozu_rapor.pdf

31 Mart 2010 Çarşamba

Eskişehir-Mayıslar Kamp Fotoğrafları

12-14 Mart 2010 tarihli Eskişehir-Mayıslar Mağarasına yapılan etkinliğin kamp fotoğraflarına aşağıdaki bağlantı aracılığıyla ulaşabilirsiniz.. (eğlenceliktir)


http://www.facebook.com/photos.php?id=579061950#!/album.php?aid=164351&id=579061950



29 Mart 2010 Pazartesi

yeniden... faaliyet...

Yazar: Elvan Tımbıl
Tarih: 29 Mart 2010
12-14 Mart Eskişehir - Mayıslar Mağarası Kampı

Yazıdan önce gelen not: Bu yazı yazılalı bir haftayı geçmiştir, yazan şahıs olan benim güzel bölümümün sınav haftası olması ve de laptopumun bozuk olması dolayısıyla bir türlü eklenememiştir.

Güneşli bir akşamüzeri saat 18.00 sularında başladı faaliyet. Geniş ekibimizle düştük yollara. Yolculuk başlar başlamaz yeni üyelerle tanışma, uzun zamandır görüşemediklerimle hasret giderme derken kendimi Halk Ozanının yanında buldum. Ozan ve Serra'yla bir süre muhabbete dalıp memleketi ve dünyayı kurtardıktan sonra "ama benim adım elvandalton" nidalarıyla göbekler atıldı, kurtlar ortaya saçıldı, ben de kendimi o hengamede uyur buldum. Kamp alanına gelindi, çadırlar kuruldu. Ateş başında üç beş bir şey yedikten sonra yattık uyuduk.
Benim alarmını kapatmayı unuttuğum telefon saat 07.00 da çalınca maalesef çadır arkadaşlarım Cem ve Serra da uyandı, kendilerine burdan özürü bir borç bilirim. Alarmı kapattıktan sonra kuşların cıvıldaşmasından bir süre uyuyamadım mutlu mutlu kuş seslerini dinledim. Kuş seslerine Eşref'in horlamaları katılınca tekrar uyumaya karar verdim.Uykuyu seven bir insan olduğumdan ben kalktığımda aşağı yukarı bütün kamp ayaklanmıştı. 3 çeşit peynir, 5 çeşit zeytin, 7 çeşit domatesle krallara layık bir kahvaltı yaptık. Kahvaltıdan sonra Cem, Ferdi ve Serra ile Şİfalısuya doğru yürüyüş yapalım dedik. Yol boyunca vadi manzarasına hayran ola ola ilerledik, bol bol fotoğraf çektik. Ferdi yer yer durup adını şimdi hatırlamadığım bir taşı aradı, sonunda da buldu. Renkli uçan bir böceği sanat çalışması adına fotoğraflamaya uğraştık ( Serra size cinsini familyasını falan söyler, benim için sadece renkli uçan bir böcek). Uzunca bir süre mutlu mesut yolumuza devam ettik ta ki ayımsı, kurtumsu, domuzumsu bir şey bize ağaçların, otların arasından "HRRRRRRR" layana kadar. Önce Ferdi hrrrrr layan şeyin domuz olduğunu söylerken, Cem kuş olduğunu iddia etti ki bence ayı bile olabilirdi, hepimizi yese doymayabilirdi. Serra ve ben elimize kayalar alıp yolu gersin geri koşmaya çalışırken, Cem ile Ferdi o yaratığın kuş olduğu konusunda hemfikir oldular, bizim korkmamıza da yarılmak suretiyle güldüler. Yolumuz yaratıklar tarafından kesildiği için de şifamızı bulamadan geri döndük. Ne idüğü belirsiz yaratıktan yeterince uzaklaşınca da odun falan topladık, kampa döndük.
Öğle yemeği vaktine doğru yemek hazırlıklarına giriştik. Cansu, Çağıl, Barış, Serra ve Özge'yle birlikte kiminin tuz kiminin su kattığı ortaya karışık yemekler yaptık ki tadından yenmedi.
Akşamüzeri kimileri bir yerlere yürüyüşe çıktı, kimileri çadırlarına çekildi, ateş başında Ahmet C., Serra ve ben kaptanımız Sinan Abiyle sohbet etme fırsatı bulduk. Orjinal kaptan tarihimize muhabbeti bu kadar iyi olan ilk kaptan olarak geçen Sinan Abi, Lokman Abi'nin gönüllerdeki yerini ekarte ederek bir numaraya yükseldi. Sinan Abi'nin anlattıklarına o kadar çok güldük ki uyuyanlar uyandı. Muhabbet iyice sarınca da abimiz bize çekirdek getirdi, çekirdek çıtlamalarına kahkahalarımız karıştı. Söner gibi olan ateşi Sinan Abi ne olduğunu hatırlamadığım bir gaz ile alevlendirdi, bizlerden alkış aldı.
Ekipler geldi gitti, çorbalar kaynadı, Aslıhan ile Ozan fizik çalıştı. Sorumluluk sahibi faaliyet sorumluları Emrah ile Anıl takdir topladı.
Derken akşam oldu. Ateş başı kalabalıklaştı. Bize hrrrrrr layan yaratığın kuş olmadığı Ahmet S. nin de aynı sesi başka yerde duyması ve "en aşağı tilkiydi" yorumuyla kesinleşti. İçmeye başlamak için son ekibin gelmesi beklendi. Gece 01.00 gibi onlar da gelince bizi tutan bir şey kalmadı. Eşref, Turgay ve Ahmet S. den oluşan saz-söz-dans ekibi beğeni topladı. Şaraplar döndü, votkalar döndü, biralar döndü, kafalar döndü, en sonunda dünya döndü sabah oldu. Sabah yatıldı, öğlen kalkıldı, hızlı bir şekilde kamp toplandı, yola çıkıldı.Araç çamurdan gidemeyince yürümeye başlandı. Yürürken, Ozan'la ben Aycan'ın kendine sardığı sigaraya ortak olduk, mutlu olduk. Çamurlar bitince tekrar arabaya doluştuk. Eskişehir'de süper bir yemek yedik, yolda da Ebru ve Şeref'le bol bol "ama benim adım elvandalton"u söyledik. Sesimi Ebru kadar iyi ayarlamayı denedim ama başaramadım. Saatler geçti, yollar aşıldı, okula gelindi. Sinan abi sırtımda çanta elimde koli işim zor olacağı için beni bloğumun önüne kadar bıraktı, giderken korna bile çaldı, mutlu oldum.
Güzel bir faaliyet oldu. Başta Sinan abi ve faaliyet sorumluları olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürler...
 

İletişim

Bu blogda yazar olarak yer almak ve katkıda bulunmak istiyorsanız, blog yöneticileri ile iletişime geçmeniz yeterli olacaktır.



Blog Yöneticileri

HAKKINDA

Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu (HÜMAK) 1988 yılında kurulmuştur. Kurulduğu günden itibaren Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde araştırma ve eğitim faaliyetlerine devam etmektedir.

AMAÇ

Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu 'nun (HÜMAK) çok yazarlı resmi ve gayrıresmi paylaşım ortamıdır.

Kafasından bareti eksik etmeyen tüm mağaracıları aramızda görmekten keyif, zevk, haz ve gurur duyarız, hoşnut kalırız..