17-18 nisan tarihlerinde haymana yakınlarında bulunan temirözü mağarasına faaliyet düzenlenecektir.. faaliyetin amacı daha sonra haritası çizilecek mağaranın tüm kollarıyla birlikte taslağını oluşturmaktır..
faaliyet dönüşüyle birlikte enfes yazılar, enteresan yorumlar ve şahane fotoğraflar için beklemeye başlayabilirsiniz..
katılımcı olmak isteyenler, buyursun gelsin, bekleriz..
gidilecek mağara hakkında bilgi edinmek için aşağıdaki kaynağa başvurabilirsiniz.. kendisi geçen sene yapılan faaliyete ait rapordur ve topluluğun web sayfasında yer almaktadır..
http://www.humak.hacettepe.edu.tr/Documents/2009_temirozu_rapor.pdf
14 Nisan 2010 Çarşamba
31 Mart 2010 Çarşamba
Eskişehir-Mayıslar Kamp Fotoğrafları
12-14 Mart 2010 tarihli Eskişehir-Mayıslar Mağarasına yapılan etkinliğin kamp fotoğraflarına aşağıdaki bağlantı aracılığıyla ulaşabilirsiniz.. (eğlenceliktir)
http://www.facebook.com/photos.php?id=579061950#!/album.php?aid=164351&id=579061950
http://www.facebook.com/photos.php?id=579061950#!/album.php?aid=164351&id=579061950
29 Mart 2010 Pazartesi
yeniden... faaliyet...
Yazar: Elvan Tımbıl
Tarih: 29 Mart 2010
12-14 Mart Eskişehir - Mayıslar Mağarası Kampı
Yazıdan önce gelen not: Bu yazı yazılalı bir haftayı geçmiştir, yazan şahıs olan benim güzel bölümümün sınav haftası olması ve de laptopumun bozuk olması dolayısıyla bir türlü eklenememiştir.
Güneşli bir akşamüzeri saat 18.00 sularında başladı faaliyet. Geniş ekibimizle düştük yollara. Yolculuk başlar başlamaz yeni üyelerle tanışma, uzun zamandır görüşemediklerimle hasret giderme derken kendimi Halk Ozanının yanında buldum. Ozan ve Serra'yla bir süre muhabbete dalıp memleketi ve dünyayı kurtardıktan sonra "ama benim adım elvandalton" nidalarıyla göbekler atıldı, kurtlar ortaya saçıldı, ben de kendimi o hengamede uyur buldum. Kamp alanına gelindi, çadırlar kuruldu. Ateş başında üç beş bir şey yedikten sonra yattık uyuduk.
Benim alarmını kapatmayı unuttuğum telefon saat 07.00 da çalınca maalesef çadır arkadaşlarım Cem ve Serra da uyandı, kendilerine burdan özürü bir borç bilirim. Alarmı kapattıktan sonra kuşların cıvıldaşmasından bir süre uyuyamadım mutlu mutlu kuş seslerini dinledim. Kuş seslerine Eşref'in horlamaları katılınca tekrar uyumaya karar verdim.Uykuyu seven bir insan olduğumdan ben kalktığımda aşağı yukarı bütün kamp ayaklanmıştı. 3 çeşit peynir, 5 çeşit zeytin, 7 çeşit domatesle krallara layık bir kahvaltı yaptık. Kahvaltıdan sonra Cem, Ferdi ve Serra ile Şİfalısuya doğru yürüyüş yapalım dedik. Yol boyunca vadi manzarasına hayran ola ola ilerledik, bol bol fotoğraf çektik. Ferdi yer yer durup adını şimdi hatırlamadığım bir taşı aradı, sonunda da buldu. Renkli uçan bir böceği sanat çalışması adına fotoğraflamaya uğraştık ( Serra size cinsini familyasını falan söyler, benim için sadece renkli uçan bir böcek). Uzunca bir süre mutlu mesut yolumuza devam ettik ta ki ayımsı, kurtumsu, domuzumsu bir şey bize ağaçların, otların arasından "HRRRRRRR" layana kadar. Önce Ferdi hrrrrr layan şeyin domuz olduğunu söylerken, Cem kuş olduğunu iddia etti ki bence ayı bile olabilirdi, hepimizi yese doymayabilirdi. Serra ve ben elimize kayalar alıp yolu gersin geri koşmaya çalışırken, Cem ile Ferdi o yaratığın kuş olduğu konusunda hemfikir oldular, bizim korkmamıza da yarılmak suretiyle güldüler. Yolumuz yaratıklar tarafından kesildiği için de şifamızı bulamadan geri döndük. Ne idüğü belirsiz yaratıktan yeterince uzaklaşınca da odun falan topladık, kampa döndük.
Öğle yemeği vaktine doğru yemek hazırlıklarına giriştik. Cansu, Çağıl, Barış, Serra ve Özge'yle birlikte kiminin tuz kiminin su kattığı ortaya karışık yemekler yaptık ki tadından yenmedi.
Akşamüzeri kimileri bir yerlere yürüyüşe çıktı, kimileri çadırlarına çekildi, ateş başında Ahmet C., Serra ve ben kaptanımız Sinan Abiyle sohbet etme fırsatı bulduk. Orjinal kaptan tarihimize muhabbeti bu kadar iyi olan ilk kaptan olarak geçen Sinan Abi, Lokman Abi'nin gönüllerdeki yerini ekarte ederek bir numaraya yükseldi. Sinan Abi'nin anlattıklarına o kadar çok güldük ki uyuyanlar uyandı. Muhabbet iyice sarınca da abimiz bize çekirdek getirdi, çekirdek çıtlamalarına kahkahalarımız karıştı. Söner gibi olan ateşi Sinan Abi ne olduğunu hatırlamadığım bir gaz ile alevlendirdi, bizlerden alkış aldı.
Ekipler geldi gitti, çorbalar kaynadı, Aslıhan ile Ozan fizik çalıştı. Sorumluluk sahibi faaliyet sorumluları Emrah ile Anıl takdir topladı.
Derken akşam oldu. Ateş başı kalabalıklaştı. Bize hrrrrrr layan yaratığın kuş olmadığı Ahmet S. nin de aynı sesi başka yerde duyması ve "en aşağı tilkiydi" yorumuyla kesinleşti. İçmeye başlamak için son ekibin gelmesi beklendi. Gece 01.00 gibi onlar da gelince bizi tutan bir şey kalmadı. Eşref, Turgay ve Ahmet S. den oluşan saz-söz-dans ekibi beğeni topladı. Şaraplar döndü, votkalar döndü, biralar döndü, kafalar döndü, en sonunda dünya döndü sabah oldu. Sabah yatıldı, öğlen kalkıldı, hızlı bir şekilde kamp toplandı, yola çıkıldı.Araç çamurdan gidemeyince yürümeye başlandı. Yürürken, Ozan'la ben Aycan'ın kendine sardığı sigaraya ortak olduk, mutlu olduk. Çamurlar bitince tekrar arabaya doluştuk. Eskişehir'de süper bir yemek yedik, yolda da Ebru ve Şeref'le bol bol "ama benim adım elvandalton"u söyledik. Sesimi Ebru kadar iyi ayarlamayı denedim ama başaramadım. Saatler geçti, yollar aşıldı, okula gelindi. Sinan abi sırtımda çanta elimde koli işim zor olacağı için beni bloğumun önüne kadar bıraktı, giderken korna bile çaldı, mutlu oldum.
Güzel bir faaliyet oldu. Başta Sinan abi ve faaliyet sorumluları olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürler...
Tarih: 29 Mart 2010
12-14 Mart Eskişehir - Mayıslar Mağarası Kampı
Yazıdan önce gelen not: Bu yazı yazılalı bir haftayı geçmiştir, yazan şahıs olan benim güzel bölümümün sınav haftası olması ve de laptopumun bozuk olması dolayısıyla bir türlü eklenememiştir.
Güneşli bir akşamüzeri saat 18.00 sularında başladı faaliyet. Geniş ekibimizle düştük yollara. Yolculuk başlar başlamaz yeni üyelerle tanışma, uzun zamandır görüşemediklerimle hasret giderme derken kendimi Halk Ozanının yanında buldum. Ozan ve Serra'yla bir süre muhabbete dalıp memleketi ve dünyayı kurtardıktan sonra "ama benim adım elvandalton" nidalarıyla göbekler atıldı, kurtlar ortaya saçıldı, ben de kendimi o hengamede uyur buldum. Kamp alanına gelindi, çadırlar kuruldu. Ateş başında üç beş bir şey yedikten sonra yattık uyuduk.
Benim alarmını kapatmayı unuttuğum telefon saat 07.00 da çalınca maalesef çadır arkadaşlarım Cem ve Serra da uyandı, kendilerine burdan özürü bir borç bilirim. Alarmı kapattıktan sonra kuşların cıvıldaşmasından bir süre uyuyamadım mutlu mutlu kuş seslerini dinledim. Kuş seslerine Eşref'in horlamaları katılınca tekrar uyumaya karar verdim.Uykuyu seven bir insan olduğumdan ben kalktığımda aşağı yukarı bütün kamp ayaklanmıştı. 3 çeşit peynir, 5 çeşit zeytin, 7 çeşit domatesle krallara layık bir kahvaltı yaptık. Kahvaltıdan sonra Cem, Ferdi ve Serra ile Şİfalısuya doğru yürüyüş yapalım dedik. Yol boyunca vadi manzarasına hayran ola ola ilerledik, bol bol fotoğraf çektik. Ferdi yer yer durup adını şimdi hatırlamadığım bir taşı aradı, sonunda da buldu. Renkli uçan bir böceği sanat çalışması adına fotoğraflamaya uğraştık ( Serra size cinsini familyasını falan söyler, benim için sadece renkli uçan bir böcek). Uzunca bir süre mutlu mesut yolumuza devam ettik ta ki ayımsı, kurtumsu, domuzumsu bir şey bize ağaçların, otların arasından "HRRRRRRR" layana kadar. Önce Ferdi hrrrrr layan şeyin domuz olduğunu söylerken, Cem kuş olduğunu iddia etti ki bence ayı bile olabilirdi, hepimizi yese doymayabilirdi. Serra ve ben elimize kayalar alıp yolu gersin geri koşmaya çalışırken, Cem ile Ferdi o yaratığın kuş olduğu konusunda hemfikir oldular, bizim korkmamıza da yarılmak suretiyle güldüler. Yolumuz yaratıklar tarafından kesildiği için de şifamızı bulamadan geri döndük. Ne idüğü belirsiz yaratıktan yeterince uzaklaşınca da odun falan topladık, kampa döndük.
Öğle yemeği vaktine doğru yemek hazırlıklarına giriştik. Cansu, Çağıl, Barış, Serra ve Özge'yle birlikte kiminin tuz kiminin su kattığı ortaya karışık yemekler yaptık ki tadından yenmedi.
Akşamüzeri kimileri bir yerlere yürüyüşe çıktı, kimileri çadırlarına çekildi, ateş başında Ahmet C., Serra ve ben kaptanımız Sinan Abiyle sohbet etme fırsatı bulduk. Orjinal kaptan tarihimize muhabbeti bu kadar iyi olan ilk kaptan olarak geçen Sinan Abi, Lokman Abi'nin gönüllerdeki yerini ekarte ederek bir numaraya yükseldi. Sinan Abi'nin anlattıklarına o kadar çok güldük ki uyuyanlar uyandı. Muhabbet iyice sarınca da abimiz bize çekirdek getirdi, çekirdek çıtlamalarına kahkahalarımız karıştı. Söner gibi olan ateşi Sinan Abi ne olduğunu hatırlamadığım bir gaz ile alevlendirdi, bizlerden alkış aldı.
Ekipler geldi gitti, çorbalar kaynadı, Aslıhan ile Ozan fizik çalıştı. Sorumluluk sahibi faaliyet sorumluları Emrah ile Anıl takdir topladı.
Derken akşam oldu. Ateş başı kalabalıklaştı. Bize hrrrrrr layan yaratığın kuş olmadığı Ahmet S. nin de aynı sesi başka yerde duyması ve "en aşağı tilkiydi" yorumuyla kesinleşti. İçmeye başlamak için son ekibin gelmesi beklendi. Gece 01.00 gibi onlar da gelince bizi tutan bir şey kalmadı. Eşref, Turgay ve Ahmet S. den oluşan saz-söz-dans ekibi beğeni topladı. Şaraplar döndü, votkalar döndü, biralar döndü, kafalar döndü, en sonunda dünya döndü sabah oldu. Sabah yatıldı, öğlen kalkıldı, hızlı bir şekilde kamp toplandı, yola çıkıldı.Araç çamurdan gidemeyince yürümeye başlandı. Yürürken, Ozan'la ben Aycan'ın kendine sardığı sigaraya ortak olduk, mutlu olduk. Çamurlar bitince tekrar arabaya doluştuk. Eskişehir'de süper bir yemek yedik, yolda da Ebru ve Şeref'le bol bol "ama benim adım elvandalton"u söyledik. Sesimi Ebru kadar iyi ayarlamayı denedim ama başaramadım. Saatler geçti, yollar aşıldı, okula gelindi. Sinan abi sırtımda çanta elimde koli işim zor olacağı için beni bloğumun önüne kadar bıraktı, giderken korna bile çaldı, mutlu oldum.
Güzel bir faaliyet oldu. Başta Sinan abi ve faaliyet sorumluları olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürler...
24 Mart 2010 Çarşamba
şeref ve eşreften direk dansı..
22 Mart 2010 Pazartesi
19 mart eşref in şaraba başlama tarihinin anıları
Yazar: Ferdi Uğurlu
Tarih: 22 Mart 2010
19 mart eşref'in şaraba başlama ve her 19 martta tüm klübe şarap alcam sözü verdiği günün anıları
...oysa sıradan bir gün gibiydi...malak malak yatarken şeydanın malzeme odasına gelin malzeme dağıltılcak yardım çağrısına süpermen gibi koşmuş,mağaradaşlarla ufak bi sigara muhabbettinden sonra malzeme dağıltılmış ve tam o sırada eşref, kaptan mağaradamı tipinde postundan çıkardığı şarapları bizimle paylaşmayı teklif etmişti.işte o arada kayış koptu ve en tenha çimenlik alan bulunarak çember kuruldu ve şarap açıldı..(turgay aycan eşref ferdi şeref ve ardından cansu serra ile elvan da bu çembere dahil oldu )
turgay'ın isteği üzerine uzun uzun hayyam arayan eşonun,hayyam bulamaması ve herkesi üzmesine rağmen kınalı bağ(kıllı bağ) ,arya ve dikmen şarapları da hayyamı aratmadı. dikmen 1.5 lt olmasına rağmen hemen biterken nedense diğer şaraplara pek rabet gösterilmemesinden olcak ki uzun süre elden ele dolaştı..
eşo nun ilk kez şarap içiyorum sözleri hernekadar bizleri inandırmasa da o gün ilk kez içtiği varsayılarak tarihe eşrefin şaraba başlama günü olarak geçildi..(sarhoş olup olmadığını tahmin edemediğim bi anda da bundan sonra herkese 19 martta kaliteli şaraplar alıcam sözü herkesce biline ve 19 martta eşonun yakasına yapışıla )
şaraplar içilirken bol geyikli bi muhabet arası eşrefle çimenlerde boğuşmaya başladım..güreşirken eşoyu tam altıma alıcekken bir tür ketenpereye geldim ve kendimi turgayın altında buldum..sıkıysa teke tek gelin nameleri eşliğinde şaraba ve geyiğe devam edildi..dip not : eşoo kalıbının adımı değildir.. :D
şarabın bitmesine ramak kala elmalı votka geldi..sıcak olmasına rağmen enfesti..tadından olacak ki hemen bitti..(teşşekür deniz..ve onu almaya giden serra ve ferdi )
şarap bitmiş olacak ki nasıl oldu neden niye oldu derken DİREK (evet doğru okudunuz direk ) etrafında yeniden çember oluşturulmuş şeref in striptiz şovunu izler olarak bulduk kendimizi...sanki eğitimini almış uzun yıllar antreman yapmış gibiydi..o kıvrımlar o salınımlar ..aman sabahlar olmasın..!!!:D
daha önce hiç strip yapmadığını iddaa etsede inanmadık..ve geceleri evden kaçarak pavyon pavyon, klüp klüp gezerek strip yaptığına eminiz şeref..bi gün izlemeye bile gelicez ..yeter ki adını söyle mekanın :D
şerefin strip şhowuna ardından eşo katıldı..mükemmel bir çiftlerdi...görmeniz lazım diyor ve görmek için alttaki videoyu izlemenizi tavsiye ediyorum..(o an anlatılmaz izlenir )
strip şhow da bittikten sonra aycanın annesinin arabasına tıklım tıklım bindik..eşo turgay ben şeref aycan cansu bide aycanın anne ve teyzesi yani 8 kişi o arabaya bindik..şaşırdım :D
beni köprüye bıraktıktan sonra onlar eğlenceye dewam ettiler umarım..
ferdi uğurlu'nun gözünden 19 mart
usb'min başına gelen talihsiz olay dolayısıyla videoları koyamadım..ama usb inin içindeki veriler kurtulur kurtulmaz o videoları görücekseniz :D
Tarih: 22 Mart 2010
19 mart eşref'in şaraba başlama ve her 19 martta tüm klübe şarap alcam sözü verdiği günün anıları
...oysa sıradan bir gün gibiydi...malak malak yatarken şeydanın malzeme odasına gelin malzeme dağıltılcak yardım çağrısına süpermen gibi koşmuş,mağaradaşlarla ufak bi sigara muhabbettinden sonra malzeme dağıltılmış ve tam o sırada eşref, kaptan mağaradamı tipinde postundan çıkardığı şarapları bizimle paylaşmayı teklif etmişti.işte o arada kayış koptu ve en tenha çimenlik alan bulunarak çember kuruldu ve şarap açıldı..(turgay aycan eşref ferdi şeref ve ardından cansu serra ile elvan da bu çembere dahil oldu )
turgay'ın isteği üzerine uzun uzun hayyam arayan eşonun,hayyam bulamaması ve herkesi üzmesine rağmen kınalı bağ(kıllı bağ) ,arya ve dikmen şarapları da hayyamı aratmadı. dikmen 1.5 lt olmasına rağmen hemen biterken nedense diğer şaraplara pek rabet gösterilmemesinden olcak ki uzun süre elden ele dolaştı..
eşo nun ilk kez şarap içiyorum sözleri hernekadar bizleri inandırmasa da o gün ilk kez içtiği varsayılarak tarihe eşrefin şaraba başlama günü olarak geçildi..(sarhoş olup olmadığını tahmin edemediğim bi anda da bundan sonra herkese 19 martta kaliteli şaraplar alıcam sözü herkesce biline ve 19 martta eşonun yakasına yapışıla )
şaraplar içilirken bol geyikli bi muhabet arası eşrefle çimenlerde boğuşmaya başladım..güreşirken eşoyu tam altıma alıcekken bir tür ketenpereye geldim ve kendimi turgayın altında buldum..sıkıysa teke tek gelin nameleri eşliğinde şaraba ve geyiğe devam edildi..dip not : eşoo kalıbının adımı değildir.. :D
şarabın bitmesine ramak kala elmalı votka geldi..sıcak olmasına rağmen enfesti..tadından olacak ki hemen bitti..(teşşekür deniz..ve onu almaya giden serra ve ferdi )
şarap bitmiş olacak ki nasıl oldu neden niye oldu derken DİREK (evet doğru okudunuz direk ) etrafında yeniden çember oluşturulmuş şeref in striptiz şovunu izler olarak bulduk kendimizi...sanki eğitimini almış uzun yıllar antreman yapmış gibiydi..o kıvrımlar o salınımlar ..aman sabahlar olmasın..!!!:D
daha önce hiç strip yapmadığını iddaa etsede inanmadık..ve geceleri evden kaçarak pavyon pavyon, klüp klüp gezerek strip yaptığına eminiz şeref..bi gün izlemeye bile gelicez ..yeter ki adını söyle mekanın :D
şerefin strip şhowuna ardından eşo katıldı..mükemmel bir çiftlerdi...görmeniz lazım diyor ve görmek için alttaki videoyu izlemenizi tavsiye ediyorum..(o an anlatılmaz izlenir )
strip şhow da bittikten sonra aycanın annesinin arabasına tıklım tıklım bindik..eşo turgay ben şeref aycan cansu bide aycanın anne ve teyzesi yani 8 kişi o arabaya bindik..şaşırdım :D
beni köprüye bıraktıktan sonra onlar eğlenceye dewam ettiler umarım..
ferdi uğurlu'nun gözünden 19 mart
usb'min başına gelen talihsiz olay dolayısıyla videoları koyamadım..ama usb inin içindeki veriler kurtulur kurtulmaz o videoları görücekseniz :D

