25 Kasım 2010 Perşembe

Bu Gençlerin Önü Açık

Bir 'Ne iş olsa yaparım abi' tadındaki yönetim kurulu toplantısının daha ardından, açıklığa kavuşturulan konuları sizlerle paylaşmaktan kıvanç duyarım. Daha rahat okunabilmesi adına konuları başlıklandırmaya gayret ettim. Gerçekten çok çalışıyoruz.


Eğitim/Sertifikasyon/Üyelik

1) 27 Kasım Cumartesi günü Manolya Çalışır, Emrah Dirmit ve Anıl Alkan'dan oluşan bir grup mağarasever AKUT ile görüşmeye gidip, bazı yararlı konular hakkında bilgi toplayarak ilerleyen günlerde duyurusunu yapacaktır.

2) Önümüzdeki haftanın ilk etkinliği olarak, 29 Kasım Pazartesi günü yapılacak olan toplantıda 'Planet Earth Caves' kurtarma videosunun topluca izlenmesi planlanmaktadır. Oley.

3) Şuanda tarihini net olarak hatırlayamamakla birlikte, Tahsin Pehlivan tarafından 'Isı Transferi' konusu topluluk üyelerine aktarılacaktır.

4) 'Mağara Biyolojisi' hakkında Emrah Özel tarafından bir eğitim verilmesi ile ilgili girişimler, Anıl Göksel Öser tarafından gerçekleştirilecektir. Şimdiden teşekkür ederiz.

5) Ocak ayında Kızılay tarafından düzenlenecek olan ilk yardım eğitiminin tarihi netleştirildikten sonra duyurusu yapılacak, sertifika almaya istekli bir takım klup üyelerinin kimler olduğu teker teker bulunacaktır. Kişi sayısının netleştirilmesinin ardından Kızılay ile konu hakkındaki iletişimler Turgay Baş tarafından sağlanacaktır.

Faaliyet / Raporlandırma / Sempozyum

6) 11/12 Aralık 2010 tarihlerinde Tulumtaş (Tuluntaş mı Tulumtaş mı allahaşkına biri bana söylesin) mağarasına Temel Mağaracılık ve Fotoğrafçılık Eğitimi için bir faaliyet düzenlenecektir.

7) 10-13 ya da 17-20 Aralık 2010 tarihlerinde HÜMAK-ASPEG ve ANADOSK tarafından ortaklaşa bir kurtarma eğitimi gerçekleştirilecektir. Eğitimin Eskişehir-Mayıslar mağarasına düzenlenmesi planlanmaktadır. Faaliyete HÜMAK'tan belirli sayıda kişiden oluşturulacak bir ekip katılacaktır.


8) Bilindiği gibi, 18-20 Mart 2011 tarihinde İTÜ tarafından 5. Ulusal Speleoloji Sempozyumu gerçekleştirilecektir. Sevgili Emrah Dirmit başkan, sempozyum için hem HÜMAK, hem de kişisel katılımı adına hazırlayacak olduğu 3 olası bildiri konusu belirlemiştir. Adı geçen konular şu şekilde başlıklanabilir:

a) Mağara jeolojisi ve hidrojeolojisi hakkında bir sözel bildiri
b) Mağara koruma ile ilgili bir sözel bildiri
c) Gerekli görüşmelerin yapılmasının ardından uygun bulunması durumunda hocamız Temuçin Aygen'in mağaracılık faaliyet fotoğraflarının sempozyumda sergilenmesi (ki bence de harika fikir, umarım olur)


9) Toroslar Araştırma Faaliyeti için MAD ile yapılması gereken görüşme İrem Yalçın ve Anıl Göksel Öser arkadaşlarımız tarafından gerçekleştirilecektir. Kendilerine kolay gelsin diyoruz.


10) Geçtiğimiz hafta gerçekleştirilmiş olan araştırma faaliyeti sonucunda çıkarılan Honaz Mağarası'nın haritası Emrah Dirmit ve Emre Cem Emiroğlu tarafından çizilerek web sitemize konacaktır.

11) Güz döneminin sonuna kadar elde bulunan tüm rapor ve haritaların derlenerek yayına hazır hale getirilmesi planlanmaktadır.


Malzeme & Ekonomik Bir Şeyler

12) Elimizde var olan topluluk parasının değerlendirilmesi için maliye sorumlumuz Cem Emiroğlu ve malzeme sorumlumuz Anıl Alkan çeşitli girişimlerde bulunacaktır. Bunların akıllıca girişimler olmasını umuyoruz.


13) Emrah Dirmit, efsane haline gelmiş mağara tulumlarımızın diktirilmesi için ilgili görüşmeleri yapacaktır. Anıl & Anıl logo tasarımları üzerine kafa patlatacaktır. Alevli bişeyler bekliyoruz artık.


14) Fotoğrafçılık eğitimi için gerekli olan tripod alımı tarafımdan gerçekleştirilecektir, artık üzülmeyiniz vay efendim tripodumuz yok diye.


15) Klup için gerekli ve eksik olan baret, hazne ve lazermetre gibi malzemelerin araştırılması ve temini, malzeme sorumlumuz Anıl Alkan tarafından gerçekleştirilecektir. Bauhaus'a falan gitmiş dün anlattı baya, işi biliyor.

Gördüğünüz gibi son derece alengirli işler çeviriyoruz, umarız hepsi gerçekleşir. Ne demişler, HÜMAK demek, HÜMAK demektir. Herkese sevgiler, saygılar.



23 Kasım 2010 Salı

RAPOR - Safranbolu/Mencilis EYLÜL 2010

Eylül 2010'da 7 kişilik küçük bir ekiple gidip çok keyif aldığımız Mencilis Mağarası faaliyetinin raporu hazırlanmış ve sitede paylaşılmıştır. Rapora sitenin Belgeler/Raporlar kısmından yada aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir.
Raporu hazırlayan Aycan İrican, Anıl Alkan ve Serra Örsten'e teşekkürler.


Safranbolu / Mencilis Mağarası RAPOR




22 Kasım 2010 Pazartesi

Faaliyetleri Değerlendiriyoruz

Herkese tekrar merhaba değerli mağarakıymetibilenler,

Toplantımızın amacı bayram tatili süresince gerçekleşen biri eğitim, biri araştırma olmak üzere iki faaliyeti değerlendirmek. Öncelikle Sofular faaliyetini değerlendireceğiz.

17:30 Herkes Emrah ve Cem'e çok çok teşekkür ediyor bu keyifli faaliyet için.

17:45 Herkes bu atraksiyonlu mağarada atlattığı badireleri anlatıyor bir bir.

17:58 Herkes bi eğlenmiş bi eğlenmiş. Mağarada yaşanan ufak tefek kazalar var, onun dışında herşey iyi, güzel.

18:00 sucuk, sosis, kestane, baklava, işkembe bi de diğer yemekler. ne ala.

18:02 ''iptekinin ne düşündüğünü bilmelisin'' by Tahsin

18:03 ''zamanında bu mağarada Tarık beni hop hop zıplattı'' by Tahsin

18:16 15 dakikadır bir kafa feneri geyiğidir gidiyor. Karar verildi. Mağaraya getirilecekler: 1-Kıyafet 2-Fener

Murat: Ben elime alıyorum, sorun olmuyor.
Turgay: Bende de.

18:20 Cem: 'Amar gölü biliyormuş ama bana söylemedi'

18:22 Emrah: 'Ne ayaksın sen olm?'
Dilenci Ferdi: 'Tripod'.

18:25 Emrah: 'Yorulunca bana su attılar'

18:35 aniden bir grup insan toplantıdan kaçtı :)

18:50 sofular faaliyetini yeterince değerlendirdik, değerlendirmeler ayrıca paylaşırız. Şimdi ara vakti. sigaralar yansın.

19:02 ısparta-Antalya bölgesine yapılan araştırma faaliyetinin değerlendirmesi için toplantıya 10-12 kişiyle devam ediyoruz. Diğerleri kaçtı valla. Bir o kadar daha adam vardı.

19:05 16 kasım saat 06:00'da kiralanan araçla yola çıkılmış. Emrah, Cem, Ferdi. Cücüyü de antalyadan alacaklar.

19:06 ''mağaranın ağzına doğru gösterir misiniz?'' by emrah

19:08 ferdi'nin bursadan getirdiği tatlı çıktı meydana

kekovadaki mağara maalesef daha önceden DEUMAK tarafından araştırılmış. Seranın yanında kamp atmanın keyfi çıkarılmış. Yine de mağaraya girilmiş, kurbağalar yılanlar vahşi hayvanlar gırla. ne işi var olum onların mağarada.

19:15 kekovadaki mağarada iş bitince ıspartaya doğru devam edilmiş. gece köprülü kanyonda kamp atılmış.

19:18 köylüler mağarada ateş yakmış, her yer duman. ilerlemek mümkün değil. dön geri geri. bekleyip ertesi sabah girmek lazım.

19:23 emrahla cücü honaz mağarasındalar. cem ve ferdi dışarıda bekliyor en geç 15:30'da mağaradan çıkacaklar diye. oysa her ikisinde de saat yok. bravo.

19:28 cem ve ferdi saat 17:00 civarında cücüyle emrahı kurtarmaya mağara girer.

19:30 ferdi cücüyle emrahı kurtaramamış olmanın derin üzüntüsünü yaşamış, o kadar söylenmiş ki cücü kendini suçlu hissetmiş ölmedim diye.

19:40 toplantı bitiyor gibi

19:45 sanki bitti gibi.

19:46 tamam bitti artık

RAPOR-Eskişehir/Mayıslar Mağarası-MART 2010

geçen seneden kalma bir faaliyet raporu.. aylar öncesinden yazılmıştı da düzenlenmesi için nedense uzun uzun beklendi..

darısı bu kadar geç olmamakla birlikte diğer faaliyetlerin raporlarına..


RAPOR Eskişehir/Mayıslar Mağarası MART 2010




21 Kasım 2010 Pazar

Mağaracıya tatil demek mağara demektir


HÜMAK

Not: Uzun bir yazıdır, haberiniz ola :)

Her tatili dört gözle beklerim tatilin başında ya da sonunda mağaraya gitme umudum olur. Bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde uzun bir ramazan bayramı tatilini geride bıraktık. Tati boyunca neredeyse mağaraya doydum diyebilirim. Bir süre sanırım mağaraya girmeyi düşünmeyeceğim :). HÜMAK olarak önce 12-15 kasımda Zonguldak sofular mağarasına eğitim faaliyeti düzenledik ve ardından 16-20 kasımda Antalya ve Isparta’ya araştırma gezisi düzenledik. Bu iki etkinlikte de bulunmak benim için büyük bir şans ve deneyim oldu çok eğlendim.

Zonguldak sofular mağarası ilk girdiğim mağaradan biriydi ve methini baya önceden bizim kulübün dinazorları tarafından işitmiştim. Merakta etmiyor değildim oraya gidilmesi bile aniden gelişti. Neyse efenim, bu faaliyetin sorumluluğu Cem ve benim omuzlarıma bir hafta öncesinden binmişti. Çalıştık çabaladık güzel, ilginç ve akıllarda kalması açısından baya düşünüp taşındık. Daha önceden yapmadığımız ilginç şeyler olmalıydı. Bunların başında her gece ateş başında kestane, son gece eğlencesinden sonra içilen işkembe çorbası (şanslı azınlık içebildi bu çorbayı) ve bayram öncesi yapılan bir tepsi baklava faaliyetin tam anlamıyla son noktası olmuştu. Eminim hepsi Hümak ailesinin damağında farklı bir tat bırakmıştır.

Gelelim sofular mağarasına 3 ekip olarak mağaraya girildi. Her ekip girip çıktıktan sonra biraz yorgunluk biraz sevinç karma karışık duygular içindeydi. Bana kalırsa sofular mağarası tam bir oyun gibiydi. 3 canın var hiç birine kıyamıyorsun ama gittiğimiz yollar zorlu. 1. Aşama Önce çatlağı geç ve ilk merdivene doğru yollan. 2. Aşama merdiveni çık ve büyük salona gitmek için yine bir merdivenden in. İnmeler çıkmalar hiç eksik olmadı, baya efor harcayan bir mağaraydı yeni arkadaşlarımız yoruldu yorulduğu için kamp boyu uyudu. 3. Aşama mağarada gölü bul ve gölün gerisindeki prensesi kurtar oldu ama bir türlü göl bulunamadı prenseste kurtarılamadı. Bir daha ki faaliyete kurtarılacak. Fazladan hala enerjim var diyenler için ise mağaranın 4. Aşaması fosil kol bulunuyordu ıslak kaygan inmeli çıkmalı bir kol. Yürümekte bile zorluk çekiliyor. Herkes mağaradan çıktığında 3 canının hepsine de sahip olmasına sahipti ama kimisi sağını solu çizmiş kimisi dizini sakatlamış kimisi de yorgunluktan solmuştu. Mağara biraları, sıcak kamp yemekleri önlerine gelince neşelenmiş mağarada olup bitenler ortaya dökülmüştü.

15 kasım pazartesi akşam saat 10 gibi Ankara’ya döndük. Ha şunuda değinmeden geçemeyeceğim dönüş yolunda uğranılan damak tadı denilen yerde yenilen kebab ve çorba beni iki gün tok tuttu. Nasıl bir lezzettir kardeşim baya iyi oldu açıkmış midelerimizi şenlendirdi.

Benim için daha faaliyetler silsilesi yeni başlıyordu. Daha sofular arabasından inmeden bir diğer araç ile görüşüyor aracı alacağım yeri kararlaştırdım araç sahibi ile. Beytepe kampüsteyim arabaya bindim indim bir şeyler oldu ve ben kendimi aştinin önünde Anümab’lı arkadaşlarla aştinin önünde buldum. Alper abi ben ‘’sırt çantamı okulda unutmuşum’’ dedi ve bir şakınlık bende peydah oldu nasıl koca çanta unutulur bilemedim, neyse sorgulamadan atladık kiralanan araca doğru beytepeye yollandık. Beytepe malzemeler indirilmişti. Cem gidilecek faaliyet için hazırlık yapıyordu ona da yardım ettik malzemeleri yükledik arabaya. Arabada Tahsin, Aycan, Alper, Cem hep beraber doluştuk ve önce Tahsin ve Aycan’ı sonrada Cem’i ve en son olarak Alper’i evine bıraktım ve benim eve girişim gece yarısı 01 buldu.

Dinlendim dedikten sora 02 de cem’i almaya gittim yazık adamım uyumamak için alar kurmuş beni bekliyordu. Onu aldım ve Eryaman’a ferdiyi almaya gittik. Yorgunluk gözlerimizden akıyordu, sabah 6 da yola çıkalım biraz uyuyalım dedik.

16 kasım bayram sabahı saat 06.00 kimse yok yollarda, yolda olanlarında kurban ya da camiye gitme telaşı mevcut idi. Bizde mağaraya gidelim diye yollara tekrar düştük. Ahmet sücüllü namı değer cücü bizi Antalyalarda beklemekte idi. Dağları tepeleri aştık en sonunda saat 13.00 gibi antalyaya düştük. Sücü tabi erken geldiği için Konyaaltı plajını gezmiş hafif bir ter atmıştı. Atladık arabaya tekrar koyulduk yola kemer, kumluca, Finike, Demre derken akşam saat 8 gibi çevreli köyüne vardık. Yol bilmeyiz iz bilmeyiz gelmişiz uzak yoldan. Köy kahvesi en güzel yerdir bilgi almak için indim ve köy kahvesinde meraklı gözlerle bize bakan insanlar bulunmaktaydı. Birden kahvenin önünde 3 kişi ortururken oldular mı meraklı bir kalabalık. Çevreden gelen kedi çıyırtılarına dayanamayan ferdi ‘’ mart mı geldi nedir kardeşim gibi’’ bir soru attı ortaya. Ben ve diğer ekip üyelerinin şakınlığına bakan köylüler normal heral de deyip pek aldırış etmediler. Metin abi ve kardeşi bize düdenin yerini gösterdiler ve çevreye bakınırken Deümak’lı arkadaşlar mağarayı çoktan araştırdıklarını orada öğrendik ve bu varan 1 oldu :). Neyse efenim gelmeden bilemezsin, girmeden göremezsin felsefesine uyarak mağaraya giriş işini ertesi sabaha bıraktık. Kampı uygun bir yere attık ve dinlenmeye çekildik.

17 kasım sabah 9, çevremizde seralar mevcut bayramlaştığımız insanlar seralardan kırmızı biber, elma ellerinde olan mahsullerden bize de ikram ettiler. Pek misafir perver Çevreli köyü sakinleri. Saat 11 gibi Hazırlandık gerekli ekipmanı alınca mağaraya doğru ilerledik. Cem önden gidip mağarayı döşeyecek ben arkasından sonra cücü ve ferdi gelecek diye konuştuk ama öle olmadı. Benim karnım bir garip, midem dönüyor başım ağrıyor tam mağaraya girecekken kötü oldum ve mağaraya girmekten vaz geçtim ve ferdinin yardımları ile çadırıma kadar getirildim dinlemek için. Birkaç saat uyuduktan sonra kendimin de iyi olduğunu anlayınca bende yardım için ekibin yanına mağaraya girmek için hazırlandım. Mağaranın ağzına varınca bizimkilerin çıkmış olduğunu gördüm. Yanlarına gidince mağaranın pek güzel olmadığını içinde bir yılan ölüsü ve canlı yılan ve kurbağaların bulunduğunu öğrendim. 40 m lik bir inişten sonra 50 m yatay bir şekilde devam ettiği ve çatlakla sonladığını söylediler. Hemen düşünüp taşındıktan sonra geçen yazın araştırdığımız Honaz mağarasına gidelim dedim ve ikinci planı yürürlüğe soktuk.



Saat 18 kamp toplandı karnımızda aç, köy kahvesine uğrayalım dedik bir çay içelim yola devam ederiz diye düşünüyorduk. Çay içerken cücü nerden bulduysa bir simit ile içeri girdi ve talihimiz bu noktada döndü simit’i 4 parçaya bölerek çayın yanına katık yapıyorduk ki bunu gören Metin abi gelin bizde karnınızı doyurun diyince gözlerimiz ışıldadı. Misafirperver çevreli köyü bir kez daha gönlümüzü kazandı. Afiyetle lezzetli yemekleri yedikten sonra saat 8 de mağara için gene yollara düştük.
Çaltepe köyüne Honaz mağarasına gitmek için Antalya’dan Manavgat istikametine giderken köprülü kanyon, beşkonak sapağından saptık ve virajlı bol yokuşlu yollar başladı saat gece yarısın çoktan geçmiş araç içinde bir sessizlik bürümüştü. Köprülü kanyonda geceyi geçirmek için kamp attık mağaraya’da yakındı burası. Saat 2 gibi herkes dinlenmeye çekilmişti.




18 kasım sabah saat 8 kahvaltımızı nehir kenarında keyifle yaptıktan sonra çaltepe köyüne doğru yola çıktık. Saat 11 gibi mağaranın bulunuduğu yere vardık hazırlıkları tamamlayıp mağaraya girecek ve haritalama yapacaktık ama olmadı. Mağaranın ağzına giderken yolda gördüğümüz insanlar mağaranın içine aydınlatmak için ateş yaktıklarını dikkatli olmamızı söylediler. Çok garipsedik ve mağaranın ağzına varınca keskin bir is kokusu etrafı sarıyordu. Bakalım içerde ne olmuş diye mağaraya girdik, keşke girmez olaydık göz gözü görmüyor dumandan dolayı, nefes alması çok zor. Yapılması gerekeni yaptık ve hemen geri döndük. Dumanın dağılmasını beklemekten başka çaremiz kalmadı buda varan 2 oldu :).



Çaltepe köyünde Araştırma gezisinde bize gösteren Ramazan amcanın yanına gidelim dedik belki karnımızıda doyururuz düşüncesi bizi sarmıştı. Neyse gittik Ramazan amca hacca gittiğinden görüşemedik ama kızı beni tanıdı ve buyur etti. Sofra hazırlayıp yemeklerimizi bir güzel yedik herkesle hoş beş sohbet ettik. Mağarada ateş yakmalarını anlattık. Yatmak için kampa geri döndük. Havada pek soğukmuş hemen kamp ateşini yakıp sıcak bir çay keyfi ve kestane pişirip enerjimizi topladıktan sonra yattık uyuduk.

19 kasım Cücü ve Ben dün bıraktığımız mağaraya ölçüm için girdik. Temsili bir kurtarma saati verdik kampta kalan arkadaşlara ve yolumuzu tuttuk. Mağaraya girdiğimizde duman gitmiş görüş mesafesi iyiydi. Hızlıca mağaranın sonuna doğru ilerlemeye başladık gölleri geçtik, salonlara girdik mağara umduğumdan büyük çıktı ve en sonunda sonuna ulaştık. Artık ölçme işine gelmişti sıra çıkardık klinometreyi, pusulayı çektik metreyi karış karış ölçtük mağarayı. Tabi zaman o kadar hızlı ilerlemiş ki kampta kalan ferdi ve cem meraklanmışlar haklı olarak. Cem ve Ferdi mağaraya girdiklerinde bizi işimize konsantre bir şekilde görünce sevindiler ama yüreklerini sıkmıştık bir kere. İyi olduğumuzu mağaranın uzun olduğunu anlatamadık bir süre, baya meraklanmış ve endişelenmişler. Ferdi, cücüyü yanına alarak mağaradan çıkıp kampa gittiler. Bana da mağaranın son kısımlarında Cem yardım etti. Saat akşam 7 de mağaradan çıktık. Islanmış, açıkmış ve üşümüştüm ama mağarayı haritalayıp kampa varınca tüm yorgunluğum gitti. Cem ve Ferdinin yaptığı yemekleri yiyip biraz dinlendik.




Sıra geldi ankaraya dönüşe konuştuk Ferdi yarın ki ablasının nişanına yetişmek için nerden geçeceğiz bilet bulabilecekmiyim telaşı içerisinde. Yola koyulduk Yeşilbağ köyü, kesme, derken Isparta yoluna düştük. Telefonlar çekmeye başlayınca Ferdi ve ablası arasındaki diyalogda artmaya başladı. Netten otobüs biletlerine bakmalar, Isparta da bursa ya 00.00 da otobüs var denildi. Acaba yetişirmiyiz yetişemezmiyiz endişesi hepimizi sardı. Kesmede arabaya mazot koydurmak için benzinliği açtırdık. Ispartaya kaç saatte gideriz dedik adamlar iki saat söyleyince,saate baktım saat tam 22.05 di yetişmemiz biraz şans olur diye düşündüm. Yoların durumunu biliyordum nede olsa ama bir tarafta da ferdi ve ablasının mesut günü vardı. Neyse karamsar olmadan bastık gaza geçtik köyleri,virajları gece karanlığında. Havada dolunay yolumuzu aydınlatıyordu. Eğridir gölünün kenarından geçerken hala yetişip yetişmeme durumunu düşünüyorduk. Yetşirse ucucuna olacak, ya da ucucuna kaçıracaktık. Isparta tabelası, otogar tabelası tam 10 dk vardı. Saat 23.53 de otogara girdik ve ferdi biletini alınca ve otobüsüne binince derin bir oh çektik yetiştirmiştik.

Ferdiyi otobüsüne bindirmenin mutluluğu ile karnımızı doyurduk ve bizde yola koyulduk ama hepimiz yorgun ve uykuluydu. Cem arkada yayılarak uyudu. Kah cücü kah ben abrayı kullandık ta ki benim uykum gelene kadar. Uykum geldi bilemediğimiz bir yerde çektik arabayı bir saat uyuduk. Sonra cücü arabayı ankaraya kadar getirdi sağolsun.

20 Kasım ankaraya saat 8 de geldik beytepeye malzemeleri indirdik ve cemi evine bırakıp bende eve gittim. Yorucu ve bir o kadar eğlenceli bayram faaliyeti sorunsuz bir şekilde sona erdi. Bahtsız mağaracılarmıydık yoksa şanslı azınlık mı kararı siz verin :)
 

İletişim

Bu blogda yazar olarak yer almak ve katkıda bulunmak istiyorsanız, blog yöneticileri ile iletişime geçmeniz yeterli olacaktır.



Blog Yöneticileri

HAKKINDA

Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu (HÜMAK) 1988 yılında kurulmuştur. Kurulduğu günden itibaren Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde araştırma ve eğitim faaliyetlerine devam etmektedir.

AMAÇ

Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu 'nun (HÜMAK) çok yazarlı resmi ve gayrıresmi paylaşım ortamıdır.

Kafasından bareti eksik etmeyen tüm mağaracıları aramızda görmekten keyif, zevk, haz ve gurur duyarız, hoşnut kalırız..