25 Kasım 2016 Cuma

SARIKAYA

                       
                         Sarıkaya Düdeni Faaliyet Anısı






    Türü: Yatay Mağara
    Rakım: 620 metre
    Derinlik: -151 metre
    Uzunluk: 717 metre
    Bölge: Karadeniz
    İl: Düzce
    İlçe: Yığılca
    Köy: Sarıkaya
    Mağarayla İlgili Bilgiler: http://tayproject.org/Magara.fm$Retrieve?html=cave_detail_t.html&layout=web&MagaraNo=11826
    Faaliyet Tarihi:
25-27 Kasım 2016
    Anıyı Yazan: Deniz Arda Tanrıverdi










           Faaliyete giderken otobüste çok eğlendik. Özellikle şoförün, Egemenin Abi düştük abi! Abi dur! yakarışları eşliğinde imkansız dönüşleri müthiş bir soğuk kanlılıkla yapmasını izlemek bayağı eğlenceliydi. Saat 3 gibi köye vardık. Otobüs, kamp alanına giden yola sığmadığı için kamp malzemelerini alıp biraz yürüdük. Çadırlar kurulduktan sonra çoğu kişi uyudu. Ben ilk girecek ekipte olduğum için uyumadım. Melike, Tolunay, Soner ve bir iki kişi ile beraber yemek çadırını kurup yerleştirdik. Saat 5e doğru mağaraya inen yolda yürürken Nartjan’ı gördük. Bize mağaranın çöktüğünü, geri dönmemiz gerektiğini söyledi. Güzelce kandırıldıktan sonra ilk ekiple tulumları giyip tam 5:12de mağaraya girdik (Şükrü, Selin, Temuçin, Pelin, Ahmet).
Mağarada akan su bayağı sesliydi, bu yüzden herkes biraz sesini yükselterek konuşuyordu. Geniş bir alanda biraz yürüdükten sonra dik bir yere geldik. Kenarda merdiven kuruluydu. Şükrü merdivenden nasıl inileceğini göstermek için önden gitti. Ondan sonra ben ve ekibin kalanı merdivenin altındaki kayaya inip yola devam ettik. Mağara daha önce girdiğim tüm mağaralardan genişti. Ekipteki herkes bu mağaraya ilk kez girdiğinden etrafa dikkatle bakarak ilerledik. Merdivenden indikten biraz sonra uzaktaki tavanda birsürü yarasa gördük. Şükrü artçı olmamı istedi. Bir süre sonra gittiğimiz tarafta tıkandık. Selin dik bir yerden inmeye çalıştı ama çok dik ve yerden yüksek olduğundan vazgeçip geri döndü. Şükrü ve Temuçin inmek için başka bir yer buldular. Hep birlikte oradan geçtikten sonra Şükrü ve Selin öncü olmamı istediler. Bir süre suyu takip eden yoldan gittikten sonra çıkmaza girdik. Yol ararken duvarda, taşların arasında bir geçit gördük ve oradan geçerek devam ettik. Alçak tavanlı, sonu görünmeyen bir yere geldik. Şükrü gidip bakmamı söyledi. Daha ileri gittiğini görünce hep beraber yürümeye başladık. Derin bir su birikintisinin önüne geldik. Kızların çizmeleri kısa olduğundan ayakları ıslandı. Su birikintisinden sonra mağaranın sonuna geldik. Oturup iki dakika Mutlak karanlık yaptıktan sonra, bir şeyler atıştırıp geri dönmek için kalktık. Dönüşte yine, Selinle yolu karıştırıncaya kadar, öncülük yaptım. Daha sonra Selin, Peline öncü olmasını söyledi. Pelin bizi merdivene kadar götürdükten sonra yukarı çıktık ve mağaranın çıkışına yürümeye başladık. 8:14de mağaradan çıktık.
Kamp alanına döndüğümüzde sıcak çorba vardı. Bizden sonraki ekip hazırlanıp mağaraya girdi. Ben uyumaya gittim.
Uyandığımda herkes yemek yiyordu. Ben de yemeğimi alıp yedikten sonra “İçki serbest duyurusu yapıldı. Herkes içkisini alıp ateş başına geldi ve şarkı söylemeye başladık. Biz şarkı söylerken köyden birkaç kişi geldi. Etkinlik sorumluları ilgilendikten sonra eğlenmeye devam ettik. Millet yavaş yavaş çadırlara çekilmeye başladı. Egemen bize çadırından aldığı jelibonlardan ikram etti. Ateşe geri dönüp oturduk ve muhabbet etmeye başladık. Tolunay otururken bir anda yıkılıp kafasını taşa vurdu, biz onunla ilgilenirken Ahmetin, çadırda Göktuğ’un kafasına kustuğu haberi geldi. İkisi de kalkıp ateşin başına geldiler. Onlarla da biraz muhabbet ettikten sonra yattık.
Sabah uyandık, kahvaltı yaptık. Damla ve Buse tencereyi yıkamaya gittiler, Gürhanla ben de çadırı topladık. Mıntıka temizliği yapıldıktan sonra herkes eşyalarını toplayıp alanın bir yerinde topladı. Kulüp malzemeleri toplanırken Nartjan herkese sosis yapıp yedirdi. Daha sonra herkes taşıyabildiği kadar eşyayla otobüse gitmeye başladı. Dönüş yolu biraz sıkıntılı geçti. Koca otobüs yola sığmadı ama yetenekli şoförümüz Mustafa abi sayesinde sağ sağlim kampüse döndük. 
Bu eğlenceli faaliyet için faaliyet sorumluları Melike ve Tolunaya, öncülerim Selin ve Şükrü’ye, diğer ekip arkadaşlarım Ahmet, Pelin ve Temuçine, çadır arkadaşlarım Damla, Buse ve Gürhana, katılan tüm arkadaşlarıma ve şoförümüz Mustafa abiye teşekkür ederim.
























6 Mayıs 2016 Cuma

Kastamonu-Cide Dağlı Kuylucu Mağarası ve Cık Deligi
Faaliyet Raporu




Tarih:15-17 nisan 2016

Faaliyetin amacı: Dikey mağara eğitiminin desteklenmesi ve hat toplama malzeme toplanımının ögrenilmesi.

Maliyet:Kişi bası 60tl, klup destegi 150tl,
Hava durumu:Güneşli, sıcak, gece ılık

Katılanlar: Baran Saldanlı, Anıl Alkan, Egemen Kılıçoğlu

Ulaşım:Hacettepe Beytepe Kampüsünden yola cıkıldı ardından Akköprü metro istasyonunda Anıl Alkan ile bulusulup saat 4.15 civarı yola cıkıldı.Saat 6.30 civarı Kastamonuda yemek molası verildi.Cide yolunda mağara girişi bulunamadıgı için bilen bir yerli ile birlikte mağara yoluna gidildi.Aksam 9 sularında kamp alanına varıldı.

Faaliyet:15 nisan cuma günü aksam kamp alanında olundugu için mağaraya girilmedi.Cumartesi sabah Anıl Alkan, Baran Saldanlı, Egemen Kılıçoğlu ve aspeg üyesi Cenk Levi Cık Deliğine döşenen hattı toplamak üzere 11.30 da mağara girişi yapıldı.200m kurulu srt hattını Egemen Kılıçoğlu toplayarak magara girişine 7 saat ardından varıldı.Mağara girişine kurulan trolyen hattını Anıl Alkanın toplaması ardından 8 saat 12 dakika sonra tüm ekip Kamp alanına saat 7.30 sularında vardı.Mağara içinde toplam 1 saat yemek ve çay molası verilmiştir.
Ertesi gün kahfaltının ardından saat 9.30 da Dağlı kuylucuya giriş yapan 2 Aspeg üyesi, Egemen Kılıçoğlu ve Anıl Alkan hatları topladı.Mağara sonundaki 40 m yi Egemen Kılıçoğlu mağara girişindeki ilk 90m Aspeg üyesi ve Anıl Alkan toplayak 4.30 saate mağarayı bitirerek saat 2 de kamp alanında olundu. kamp alanında bu sıralar malzeme toplaması, ip yıkama, malzeme temizligi yapılıyordu.malzeme temizligi ve eşyaların toplanmasının ardından saat 3.30 da ankara yoluna cıkan Hümak Ilgazda yemek molası ardından saat 8 buçuk gibi Ankaraya varmışlar ve etkinlik verimli ve kazasız bir biçimde bitmiştir.

Değerlendirme:Dİkey derinliği fazla olan mağaralara etkinlik düzenlenmesi Hümak üyelerinin bu konuda deneyimlenmesini, kondisyonunu geliştirmektedir.yeni üyelere bilgi aktarımı yapmak için daha deneyimli olanların bilinçlenmesi, hat kurması, hat toplaması ve bunun klup içinde bilgi paylaşımı yapılması gerekmektedir.Farklı mağara klupleriyle yapılan etkinlikler kendi klubümüze kültür aktarımı, farklı deneyimler ve arkadaşlık katmaktadır.Derinligi fazla ve yorucu geçicek mağaralara daha önceden kondisyon çalışmak ve srt tekniginin geliştirilip pratik yapılması faydalı olacaktır.


Malzemeler: iki tam srt seti, ekstra 2 karabin, bir baret, bir mağara hurcu, tencere,gps

22 Nisan 2016 Cuma

Hamamboğazı 2016 Faaliyet Anısı

                                                                                                                 22-24 Nisan 2016
                                     Hamamboğazı Faaliyet Anısı

    
22 Nisan cuma günü 17 kişiyle beraber Hacettepe Üniversitesi Beytepe kampüsünden çıktık yola.Yolda AKÜMAK’dan Muratcan Alp’i de aldık yanımıza mağaranın yolunu tuttuk.Hamamboğazı mağarası, Ayaş’ı Polatlı’ya bağlayan yolun 48.km’sindeki köprüden 10 metre önce sola dönmek, önce dere yatağından daha sonra da patika yoldan gitmek şartı ile Orta Anadolu’nun en güzel bozkır alanlarından birinde bulunur.5 kişilik bir ekip cuma günü, mağara yerini saptamak ve kamp alanı bulmak için erkenden çıkınca, geride kalanlar da otobüsle yollarına devam ettiler.Biz otobüsle kamp alanına varınca hattı kuran ekip(Mehmet, Murat ve Baran) sağolsun mağaradaydılar.Çadırlar kuruldu, sohbet muhabbet ettik derken ekiplerin mağaradan çıkmasıyla geceyi bitirdik.Cumartesi öğlen 12 civarında mağaraya girecek olan ekip(ben, Utku, Irmak ve Şükrü) sabah erkenden kalkınca sonunda Mehmet Amca ile tanışma şerefine nail oldu.Mehmet Amca, mağaranın 400-500 metre aşağısında akan Ankara Çayı’nın hemen dibinde evi olan bir çoban.170’e yakın küçük baş hayvanı ile 2 tane de çekingen köpeği var.Bu adamcağızı nasıl tarif ederim bilemiyorum.Hiç çıkarmadan taktığı bir şapkası var, göbeği de maşallah.Elleri devamlı arkada ordan oraya dolanan pek konuşkan bir çoban.Buralarda ne tür yaban hayvanları gördün diye sordum.Çakal ve yaban domuzu pek görürmüş.Öyle ki yaban domuzu avına gelen birkaç avcı, geçenlerde 7-8 tanesini vurmuş.Adamcağız, evine gelen çakalları köpekleri görsün diye de evinin önündeki sazları hep yakmış.
     Neyse, mağaraya girecek olan ekip mağaraya doğru saat 13.00 dolaylarında yola çıktı.Mağara tepede olduğu için oraya varmak minimum 20 dakika sürüyor.Eğim de ortalama 30-35 derece.Bayağı yorucu bir debelenmeden sonra mağaraya vardık.Ama mağara öyle bir yerde ki anca iyi bir araştırma sonucu bulunabilir.Girişindeki ağaçlar mağara ağzını kapamış vaziyette.Mağara girişi yaklaşık 1.5 metre çapında.Girişten hemen sonra bir salon başlar ancak bu salon ufak ve kısadır.Yaklaşık 25-30 derecelik bir eğimden 10 metre sonra da mağaranın ilk inişi başlar.İlk iniş 12 metredir ve devamında 15 metrelik eğimli bir galeri vardır.Bu galeri sonunda ikinci inişe ulaşılır ve bu iniş sonunda da girişteki salondan daha büyük bir salon vardır.İnişe göre sağa doğru 15 metre gidildiği takdirde 10 metrelik bir üçüncü iniş başlar ve burası küçük bir odayla sonlanır.İnişe göre sol kola girildiği takdirde bu kol da yaklaşık 20-25 metre sonra geniş bir salonla son bulur.1.inişteki istasyondan sırayla inmeye başladık.İnişte ben ve Şükrü, kısayı istasyona geçiremediğimiz için alternatif olarak inen ipe el cumarını geçirerek ulaştık ve hiçbir sorun yaşamadan inişe geçtik.İndiğimiz bu 1. iniş eğimsizdi.Ancak 2.iniş biraz eğimli olduğu için daha kolay oldu burdan inmek.Şükrü hafif telaş ettiği için 2.inişte inişe yakın düştü ancak ayakları üstüne düştüğü için bişey olmadı.3.inişe geldiğimizde, hem epey zaman harcadığımızdan hem ben Şükrü’nün Mencilis’i saymazsak ilk SRT deneyimimiz olduğundan hem de 3.inişteki istasyondaki ipin çok fazla sürtünmesinden ve iniş ekipmanlarının da sürtünmesinden dolayı burdan iniş gerçekleştirmedik.Zorlandığımızdan dolayı biraz vakit harcadık.Bir sonraki ekip mağaraya gelip kamp alanına tekrar dönmek zorunda kaldı.Bu da bayağı efor harcamalarına sebep oldu.Ordaki salonu dolaştık ve çıkışa geçtik.1.inişin çıkışında Utku hariç hepimiz epey zorlandık.Kurulan istasyon biraz sıkıntılıydı.Mümkünse burdan(sol taraftan) bir istasyon kurulmamalı alternatif yollar denenmeli.Öyle ki Irmak, kısasını çakıyla kesmek zorunda kaldı.Bunun dışında hiçbir sorun yaşamadan mağaradan çıktık.Kamp alanına döndüğümüzde, civardaki kayaların üzerinde bolt çakma ve hat kurma eğitimi yaptıktan sonra hatların sayısını artırıp orda SRT çalıştık.Hemen anlatayım, orda SRT çalışmaktan ziyade, bir kervan menzili olan doğal mı yapay mı olduğunu bilmediğim devasa bir yüksekliği olan ve muhtemelen Horasan sıvasıyla örülmüş bir duvarla kapatılmış mağara benim daha çok ilgimi çektiğinden dolayı orayı yakınına giderek gözlemledim.3.ekiple beraber oraya çıktık.Onları(Melike, Muratcan, Mehmet ve Burak) mağaraya uğurladıktan sonra Aytaç ve ben bu duvara gitmeye karar verdik.Bunu anlatmadan önce 3.ekibin mağarada neler yaşadığını ve mağaranın nasıl bir arkeolojik ve biyolojik önemi olduğundan bahsetmem gerek.3.ekip, çıkışta bir sorun yaşamadı ancak çıkarken hepsi belki Mehmet dışında duyduğumuza göre zorlandı.Öyle ki Melike adlı arkadaşımız aslında gayet mantıklı düşünen biri olmasına rağmen 1.istasyonun çıkışında ipin çok sallanmasından dolayı ipi dişleriyle tutmaya çalışmış ancak ipin ağzından kaymasından dolayı ne yazık ki üst yanal kesici dişini kökten kaybetmiştir.Bunun dışında 3. ekip de ciddi bir sorun yaşamamıştır.
     Mağara 1993 yılında araştırılıp MAD tarafından haritası çizilmiştir.Mağaranın arkeolojik önemi vardır.Bir salonun ortasında 3x4 metre boyutlarında 1.5 metre yüksekliğinde mezar odası olduğu tahmin edilen bir yapı vardır.Odanın içi boştur ve tabanı defineciler tarafından kırılmıştır.Tuğla örgü olarak inşa edilen oda duvarlarının üzeri harçla sıvanmıştır.Mağaradan toplanan seramik kırıkları Ankara Ünivesitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde analiz edilmiş ve bu kırıkların Hitit ve Roma dönemlerine ait olduğu tespit etmiştir.Benim ve arkadaşlarımın gözlemlerine göre de 2.inişin salonunda yer yer yapay kazıntılar, seramik parçaları ve hatta muhtemelen insana ait olan kemikler bulunmuştur.
     Mağara faunasından bahsedecek olursam, mağara girişinde Isopoda(tesbihböceği) takımından bir türe, Diptera(sinek) takımından 2 türe, Diplopoda(kırkayak) sınıfından ölü bir türe, Rodentia(kemiriciler) takımından 1 türe ve mağara girişinde ve mağaranın 2.inişinden sonra Chiroptera(yarasa) takımından bir koloniye ve Coleoptera(kınkanatlılar) takımından 2 türe rastlanılmıştır.Ayrıca mağara girişinde muhtemelen otçul bir memeliye ait de kemiklerle beraber diş ve çene parçası da bulunmuştur.


Mağara girişinde bulunan muhtemelen bir otçul memeli dişleri.
 
      Biraz da mağara dışı gözlemlerimden bahsedeyim.Mağaranın bulunduğu yamaçta irili ufaklı birkaç mağara daha var.Hamamboğazı mağarası ile duvarla örülü mağara arasında olan, geniş bir salonla başlayıp uzun bir daralla devam eden muhtemelen kısa olan bir mağara var.Yanımızda ekipmanımız olmadığından dolayı burayı araştırma fırsatımız olmadı.


 Bahsettiğim, Hamamboğazı ile duvarla örülü mağara arasında kalan literatüre geçmemiş bir mağara.
        Yolumuza devam edip esas ulaşmak istediğimiz girişi duvarla örülü mağaraya doğru yol aldık.Daha mağaraya ulaşamadan evvel tepede dolaşan büyük ihtimalle kaya kartalı(Aquila chrysaetos) veya kara akbaba(Aegypius monachus) olması muhtemel bir yırtıcı gördük.Daha sonra duvarla örülü mağaranın etrafında turlayan bir çift kırmızı gagalı dağ kargası (Pyrrhocorax pyrrhocorax) gözlemledik.Mağaraya ulaştığımızda ise mağaranın girişinde uçuşan ve muhtemelen mağara içi çatlaklarında konaklayan en az 100 bireylik -muhtemelen ötücülerden ya da ebabillerden- yoğun bir kuş populasyonu gözlemledik.Mağara Araştırma Derneği’nden(MAD) bir arkadaşımla sohbetimde, bu duvarla örülü mağara,  ordan geçen kervana bir menzil oluştursun diye 10. veya 11.yüzyıllarda girişi muhtemelen Horasan sıvası kullanılarak oluşturulmuş devasa bir duvarla örülmüştür.Duvarlara tırmanıp aralarından geçerek mağaranın devam ettiği bölüme geldik ancak burdan itibaren 10 metre gidebildik.Bu 10 metrelik yolun altında yapay mı doğal mı olduğunu bilmediğimiz iki delik vardı.Bu deliklerden gidildiği sürece mağara darallı bir yoldan devam ediyordu.Ancak aldığımız haberler dolayısıyla buranın fazla gitmediğini öğrendik.


                                      



     

                           

                             
                                Kuş dışkıları yığını.Burda konaklayan kuş populasyonunu düşünün !

  
  
                                          Kırmızı gagalı dağ kargası(Pyrrhocorax pyrrhocorax) ve yuvası.

                             

                             

                             
                                          Kırılmış bir kuş yumurtası.Soldaki cisim 2 tane 1 lira çapında.

                             

                             

                             

                             

                             

                             
                                          Muhtemelen Papaver sp.(gelincik)

                             
                                                          Bu da muhtemelen Papaver sp.

                             

                             

                             
                                          Lamiaceae familyasından bir kekik türü.

                             
                                         Ankara çayı,fotoğraf: Mehmet Çolak

                             
                                          Fotoğraf: Mehmet Çolak

                              
                                          Fotoğraf: Mehmet Çolak

                              
                                          Fotoğraf: Mehmet Çolak

                              


                              

                              

                              
                                          Muhtemelen Tıknaz Kertenkele(Trachylepis aurata). 


                                         



      Kaynakça
  
 
   Heinzel, H., et al., 1995, Pocket Guide to Birds of Britain & Europe with North Africa & the
                  Middle East, HarperCollins Publishers Ltd
 
   Baran, İ., et al., 2012, Türkiye Amfibi ve Sürüngenleri, TÜBİTAK, 4.Baskı
 
   Akaydın, G., 2015, Ankara Şehrinin Doğal Bitkileri, Hacettepe Üniversitesi Yayınları, 1.Baskı
 
 www.tayproject.org


                                                                                                                                    MERT EREN






















   


8 Nisan 2016 Cuma

MECİLİS 2016 FAALİYET ANISI




                                                                                                                  08-10 Nisan 2016
                               Mencilis Mağarası Faaliyet Anısı

 

          
8 Nisan günü Hacettepe Üniversitesi Beytepe kampüsünden akşam üzeri Karabük’e doğru 22 kişiyle (Cumartesi günü AKÜMAK’tan 4 kişi bize katıldı)yola çıktık.Mencilis mağarası Safranbolu ilçesi Bulak köyünde olduğundan yol yaklaşık 4.5 saat sürdü.Yolun kısa olması dolayısıyla ne canımız sıkıldı ne de bir sorunla karşılaştık.Kamp alanına vardığımızda mağaranın yeni işletmecisinin arkadaşı ve/veya ortağıyla tanıştıktan sonra çadırlarımızı kurmaya başladık.Hatırlatmakta fayda var, Mencilis mağarasının yeni işletmecisi aynı zamanda Tokat’daki Ballıca mağarasının da işletmecisi.


Mağara Girişi

Fotoğraf
http://www.canmustafa.com/gezi-notlari/bulak-mencilis-magarasi/nggallery/page/1 sitesinden alınmıştır.

     Biraz mağarayı anlatmakta fayda var.Mağara ismi kuvvetle mağaranın oluşumunda katkısı olan ve mağaranın bulunduğu yamaçtaki vadiden akan meclis deresinden gelmektedir.Mencilis ismi Oğuz’ların 23 boyundan biri olan Avşar’ların ağzında meclis demektir.Mağaranın girişine dair literatür incelendiğinde mağaranın 2 veya 3 girişi ve 3 kattan oluştuğu görülecektir.2 giriş kesin olarak bilinmektedir; aktif su çıkışının olduğu ve 30 metre sonra sifonla sonlanan giriş ve meclis deresinin aktığı vadinin batıya bakan yamacında yer alan bir fosil giriş.3. giriş kesin olarak bilinmemektedir.Mağaranın asıl girişi vadinin yamacında ve vadi tabanından 75 metre yüksekliğinde deniz seviyesinden 800 metre yüksekliğinde olan giriştir.2003 yılında mağaranın ilk 460 metresi turizme açılmıştır.Turistlerin girişi de yine vadinin batıya bakan yamacındaki fosil girişten yapılmaktadır.Özdemir(2005) yazdığı makaleyle mağaranın ve çevresinin jeolojisine dair birçok bilimsel veriden bahseder.Eserini okumakta fayda var.Mağaranın bütün kollarıyla toplam uzunluğu kimi kaynakta 6052 metre kimi kaynakta da 5350 metre olarak geçmektedir.Mağarada 3,5,11 ve 15 metrelik üç iniş yer almaktadır.11 metrelik iniş SRT eğitiminin yapıldığı ve mağaranın aktif kısmına ulaşmak için mecburen geçilmesi gereken iniştir.15 metrelik iniş ise yeraltı suyunun şelaleden aktığı iniştir.Mağara koordinatları ise: 41°16'30.0"N 32°37'28.6"E



 

 
Mencilis mağara sistemi gelişim planı , Özdemir 2005’den alınmıştır.




Mencilis mağarası ve ana girişin üzerinde bulunan doğal kemer, Özdemir 2005’den alınmıştır.


Geçmişte mağaranın barınak olarak kullanıldığına dair bir gösterge olan Horasan Duvarı, Özdemir 2005’den alınmıştır.



Mağara içerisinde demir parmaklıklarla kapatılan bir giriş.Bu girişin kapatılması sebebiyle içerideki yarasa populasyonunun tehlike altında olduğunu hatta yok olmak üzere olduğunu -gözlemlerim aracılığıyla da- düşünüyorum.
Fotoğraf
https://izoutdoor.files.wordpress.com/2014/02/dscf3904.jpg sitesinden alınmıştır.


 
    Mağaranın çevresine ait biyolojik verilere bakıldığında, Coleoptera takımından 14 tür, Trichoptera takımından 11 tür ve mağara içerisinden Rhinolophidae familyasından 4 tür yarasaya rastlanmıştır.
     Çadırlar kurulduktan sonra (cuma günü) mağaradaki 11 metrelik inişe hat kuracak olan ilk ekip ile birlikte Mert, Nartjan, ve Mehmet de mağaraya, speleofaunayı incelemek için girdi.Faunistik sonuçları ne yazık ki burda paylaşamayacağım.Cumartesi olduğunda ben(Mert), Bahadır ve Batuhan birkaç saatliğine kaybolup araziyi gezdik.Yaptığım floristik gözlemlere göre bölgedeki bitki çeşitliliği muazzamdı.Sütleğen(Euphorbia sp.), Arap Sümbülü(Muscari sp.), Karaçam(Pinus nigra), Katran Ardıcı(Juniperus oxycedrus subsp.), Akçaağaç (Acer sp.), Titrek Kavak(Populus tremula), Doğu Ladini(Picea orientalis) Göknar(Abies) gibi bitkiler alanda oldukça fazla yayılım göstermişler.Ayrıca yolda yürürken ezilmiş bir boz ayı(Ursus arctos) dışkısı gördük.Ormanın içinde yolumuza devam ederken Bahadır’ın ayı sesine benzer bir ses duyması bu gözlemin doğruluğunu biraz artırmış olsa da bunları kimseye teyit ettirmediğimden ve ayıyı görmediğimizden dolayı bu gözlemden emin değilim.Tabi o sesten sonra geriye döndük.Sürüngen olarak yalnızca bir tane yeşil kertenkele (Lacerta sp.) türü gözlemleyebildim.Oldukça fazla ötücü kuş türü vardı ancak seslerinden –karatavuk hariç (Turdus merula)- hiçbirini ayırt edemedim.Herneyse 2.ekip mağaraya Cumartesi günü sabahı girdi.Daha sonra SRT eğitimi almamış 3. bir ekip Bahadır ve Tolunay’ın önderliğinde mağaraya girdi.Bu ekip mağaranın turistik kısmına geldiğinde de son ekip (hat toplama ekibi) ile karşılaştı.Sağolsun etkinliğimize katılan 4 AKÜMAK’lı arkadaşla birlikte(isimlerini hatırlayamadığım için onlara bir özür borçluyum) Mehmet ve Mert, mağarada belki de birçok rastlantısal canlıdan uzun süre mağarada bulunmuş olan Bahadır’ı da önlerine kattıktan sonra hattı toplayıp toplam 5 saatte mağaradan çıkmış oldular.Cumartesi akşamı son ekibin mağaradan çıkmasını takiben ateş başında güzel bir gece geçirildi ve Pazar günü öğlen vakti Safranbolu’ya doğru yola çıkıldı.Her mencilis faaliyetinde yaptığımız gibi Safranbolu’da en az 3 saat gezdik, dolaştık, yemeğimizi yedik, kahvemizi içtik.Ciddi hiçbir sıkıntı yaşamadan da Ankara’ya vardık.


Rhinolophus sp., Fotoğraf Mehmet Çolak’a aittir.


Mağaranın bulunduğu tepenin arkasındaki yamaç, fotoğraf Mehmet Çolak’a aittir.


Mağaranın aktif girişi.
  MERT EREN

Kaynakça

Kılıç, A., 2008, Avşar ağızlarındaki alıntı kelimelerde görülen ses değişmeleri, Gazi Eğitim 
           Fakültesi Dergisi, 28/3: 233-248
Özdikmen, H., 2011, A Comprehensive contribution for leaf beetles of Turkey with a
           zoogeographical evaluation for all Turkish fauna, 6/2: 540-638
Güven, M., 2007, Batı Toroslar ve Güneydoğu Toroslar Prioninae-Cerambycinae (Coleoptera:
          Cerambycidae) faunaları üzerine taksonomik, sistematik ve zoocoğrafik araştırmalar
          Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi,Bilim Kodu: 203.1.058
Sipahiler, F., 2007, The Trichoptera fauna of North-western Turkey with the descriptions of a
           new species and of some previously unknown females (Philopotamidae,
          Sericostomatidae). Braueria, 34, 36-42.
Özdemir, Ü., 2005, Mencilis Mağarası, Doğu Coğrafya Dergisi, 13: 135-150
Özdikmen, H., Turgut, S.,2009, A review on the genera Pseudovadonia Lobanov et al., 1981

          Vadonia Mulsant, 1863 (Coleoptera: Cerambycidae: Lepturinae), Mun. Ent. Zool., 4/1:
          29-52
Sipahiler, F., 2014, Three new species of Trichoptera (Odontoceridae, Leptoceridae) and the
          faunistic list for Zonguldak and Karabük provinces in Northwestern Turkey,
          Mun. Ent. Zool., 9/1: 542-553

www.tayproject.org





 

İletişim

Bu blogda yazar olarak yer almak ve katkıda bulunmak istiyorsanız, blog yöneticileri ile iletişime geçmeniz yeterli olacaktır.



Blog Yöneticileri

HAKKINDA

Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu (HÜMAK) 1988 yılında kurulmuştur. Kurulduğu günden itibaren Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde araştırma ve eğitim faaliyetlerine devam etmektedir.

AMAÇ

Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu 'nun (HÜMAK) çok yazarlı resmi ve gayrıresmi paylaşım ortamıdır.

Kafasından bareti eksik etmeyen tüm mağaracıları aramızda görmekten keyif, zevk, haz ve gurur duyarız, hoşnut kalırız..